sevgİnİn yoLu payLaşmaktıR..

sevgİnİn yoLu payLaşmaktıR..

daha yolun başı sayılır..

%eSinti ve Sıcak%

6/1/2008
Kategori: hikayeLeRim

Güneş ve Rüzgar, hangisinin daha güçlü olduğu konusunda tartışırlar. Ve rüzgar.

- "Sana benim daha güçlü olduğumu kanıtlayacağım "der.

- "Şuradaki yaşlı adamı görüyor musun hani şu üstünde palto olan. Bahse girerim o paltoyu üstünden senden çok daha çabuk sokup alabilirim."

Bu denemeye razı olan güneş bir bulutun arkasına gizlenir ve rüzgar bir fırtına gücüyle esmeye başlar. Ancak rüzgar şiddetini ne kadar artırırsa yaşlı adam da paltosuna o kadar sarınır. Son unda rüzgar pes edip durulur ve güneş bulutun arkasından çıkarak yaşlı adama sıcacık gülümser. Bunu gören yaşlı adamın yüzünde bir hoşnutluk ifadesi belirir. Ve paltosunu çıkarır.

İddiayı kazanan güneş rüzgara;

"Dostluk ve Naziklik her zaman haşinlik ve zorbalıktan daha güçlüdür..." der

Yorum (1) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı

^fıkRaLaRım^

4/1/2008
Kategori: fikRaLaRim

&akLım başıma geLsin&

Küçük cem bir gün abisinin arabasında oturuyormuş
Bir de bakmış abisiyle kız arkadaşı geliyor hemen
Saklanmış arka koltuğa. abisi arabayı bir tepeye
Çıkarmış ve kız arkadaşına
- sevgilim benimle evlenirmisin demiş.
Aevgiliside hayır cevabını verince abisi;
- o zaman in arabadan aşağıya kadar yürüde aklın
Başına gelsin demiş.
Ertesi gün cem kız arkadaşını bisikletiyle aynı
Tepeye çıkarmış ve sormuş
- sevgilim biz büyüğünce benimle evlenirmisin
- evet
- hadi ya tamam sen bu bisikleti al aşağı in.
Ben yürüyimde aklım başıma gelsin.






   

 

TEMEL FIKRALARI

 

BİZ BUNU İSTEMEDİK Kİ

Iki boyaci olan Temel (kisa boylu) ile Idris (uzun boylu), bir bayrak diregi boyama isini almislar. Bu is icin ne kadar boya alacaklarini hesaplamak icin diregi olcmeye calismislar. Capini olcmek kolay olmus ama yuksekligi?? Onu olcmek icin Temel Idris'in omuzlarina cikmis ama diregin tam tepesine ulasamamis. Idris;
'Ben senden uzun boyluyum. Bir de ben deneyim' deyip Temel'in omuzlarina cikmis ama gene ayni sonuc... Oturup ne yapacaklarini dusunurken yanlarina iri-yari bir adam yaklasip ne yaptiklarini sormus. Temel'le Idris sorunu anlattiktan sonra, adam diregi yerden guc bela sokup yere yatirmis. Boyunu olcup tekrar yerine diktikten sonra yoluna devam etmis. Gittikten sonra Idris'le Temel bakisip gulusmusler:
'Aptal herife bak! Biz ona yuksekligini sorduk o bize uzunlugunu verdi.'

 

TEMEL MODAYA UYARSA

Bizim temel bi yerden duymus, es degistirme moda diye!
- Ula Dursun demis.. 'Es degistirmek pek bi modaymis, hadi bu gece biz de degistirelim...'
'Tamam demis Dursun...'
O gece Temel'lerin yatak odasi:
-'Ula Dursun, bizim karilar su anda ne yapiyor acaba?'

 

BU YENİ

Temel bogazda tekneyle turist gezdiriyo bigun bi amerikaliyi aliyor basliyolar gezmeye..(sahildeki yer isimleri uydurma..) turist falanca sarayi goruyor 'bu ne kadar zamanda yapilmis diyor'
temelde:
5 yilda diye cevap veriyor...-yazik bizde olsa 1 yil..
biraz sonra filan camiyi goruyo 'bu nekadar zamanda yapilmis' diye soruyor..
temelde:
'2 yil diye cevap veriyor.
turist:
- yazik be bizde olsa 3 ay da biter diyor.
Temel uyuz oluyo duruma.. biraz sonra bi tarihi yapi daha goruyolar..gene soruyor turist..
temel:
-2 ay diyor.
adam gene:
-yazik be bizde olsa 1 haftada biter,diyor.
Temel iyice killaniyor.tam o sirada bogaz koprusunun altina geliyor.. adam yukariyi gostererek bu kopru ne kadar zamanda yapildi diyor..
Temel saskin saskin bakislarla kafayi kaldirip..
-hangisi ? bumu? bu dun burda yoktu yaaa..

TEMEL VE KÖPEĞİ

Temel ve köpeği Karabaş trene binerler.Aynı kompartmandaki yolculardan biri Temel'e:
-Köpeğinize dikkat edin lütfen,şu anda kocaman bir pirenin vücudumda dolaştığını hissediyorum.
Temel gayet sakin:
-Uy karabaşum dikkat edesun,bu adamda ppire vardur,sana ta geçebulur.

 

İNANMAZSIN

Kadinin biri evindeki dolaptan sikayetciymis. Çunku yoldan otobus gecince ses cikartiyormus. Dolabini yaptirmak icin kocasina soylemeden bir tamirci cagirmis tamirci eve gelmis ve dolabi neresinden ses ciktigini anlamak icin dolabin icine girmis ve otobusun gecmesini beklemis. Tamirci dolaptayken eve kadinin kocasi girmis ve dolaptan bir sey almak icin dolabi acmis bi bakmis icerde bir adam. SormuŞ ne isin var burada diye adamda soyle cevap vermis:
- valla abi otobus bekliyorum desem inaanmassin....

 

UNUTKAN TEMEL

Temelde aşırı bir unutkanlık başlamış.Bu rahatsızlığı sebebiyle doktora gitmiş.Doktor Temel'e nesi olduğunu sormuş.
Temel:
-son günlerde çok unutkan oldum herşeyi çok çabuk unutuyorum demiş.
Doktor:
-hımm peki ne zamandan beri bu durum var?
Temel:
- ne durumu doktor bey?

 

AYAKLARI UZUN

Temel yeni yaptığı ahırına hayvanları yerleştiriyormuş. Fakat sıra develere geldiğinde, develerin kapıdan geçemediğini anlamış. Başlamış kapının üst kısmını parçalamaya. Ordan geçen biri.
adam -Birader napıyon sen?
temel:
-Ula devenin boyni çok uzun , kapıyu uzatayrum
adam:
-Ulan salak kapının girişindeki toprağı biraz kazsana..
temel:
-Salak sensin da, devenin boynu uzun ayakları değul !!!

 

SIRDAŞ

Ülkeler arasında bir ``sır tutabilme´´ yarışması düzenlenmiş. Bu yarışmaya Temel de katılmış. Temel'e, bir Amerikan'a ve bir İngiliz'e birer sır vermişler.
Amerika'lıya işkence yapmaya başlamışlar, üç günden fazla dayanamamış, sırrını söylemiş.
İngiliz'e işkence yapmaya başlamışlar, bir iki hafta sonra o da söylemiş sırrını.
Sıra Temel'e gelmiş; günler haftalar geçmiş ama nafile. Söylememiş sırrını ve kazanmış yarışmayı.
Birkaç dakika sonra Temel başlamış kafasını duvara vurmaya:
HATURLA ONİ DA,HATURLA ONİ...

 

DOKTOR'A VERİYOR

Temel'in karısı Fadime köydeki doktor ile işi pişirmişler. Bu durum köydeki herkesin dilinde, yalnız Temel bilmiyor. Kimse de korkudan Temel'e durumu açıklayamıyor. Köylü durumu Temel'e nasıl anlatırız diye kara kara düşünürken Tursun "merak etmeyun uşaklar ben Temel'e söylerum" demiş... Akşam kahveye gitmiş. Temel bir köşede çayını içiyor... Tursun Temel'i görünce yüksek sesle sormuş: - "Ha Temel uşağum, senin Fadime ne zaman profesör oluyor?" Temel: - "Tursun benim karı okumayı yazmayı zor söker. Profesör olmak kim o kim?" - "Ne bileyim" der Tursun; "Köyde herkes Fadime doktora veriyor diyor da..."

O BENİMKİDİR

Temel ve dedesi otele gitmişler. Otelde tek bir yatak boşmuş, dede torun birlikte yatmışlar. Gece yarısı dede Temel'i dürtmüş: - "Temel bana karı bul!" - "Dede sakin ol yat." Biraz sonra dede ikinci defa: - "Temel bana karı bul!" - "Dede sakin ol yat". Dede biraz sonra üçüncü defa: - "Temel bana kar bul!" deyince en sonunda Temel isyan etmiş: - "Dede tuttuğuna güveniyorsan o benimkidir." 

Temel ve Sevgilileri

Temel in 3 tane sevgilisi vardir.Biri ögretmen, biri doktor, biri de santralcidir.
Fakat ögretmenle evlenmeye karar verir. Bunu bilen arkadasi sorar "Niye
ögretmen de digerleri degil?" diye. Temel de ona döner:
-Ula der, bilmez misin doktorlar "bugün git yarin gel" der, santralci de "su an
mesgul daha sonra tekrar deneyin" der. Ama ögretmen ne der? Hadi bir daha
tekrarliyalim...

Banka Soygunu

Temel ile Dursun Amerika da yasarlarken paralari bitmis ve bir banka soymayi
kafalarina koymuslar. Gece yarisi olmus, Dursun ve Temel kapilari açip içeride
kasalari aramaya koyulmuslar. Temel bir kasa görmüş, açmislar ve içinden bir
kase muhallebi çikmis. E bu kadar ugrastik bosa gitmesin demisler ve bunu
Temel afiyetle yemis. Daha sonra bir kasa daha görmüsler ve onu da açmislar
bir kase muhallebi daha. Bunu da Dursun yemis. Tabii ikisi de sasirmis koca
bankada nasil para olmaz diye ve orayi terk etmisler.
Ertesi gün gazetelerde manset : "Dünyanin en büyük Sperm Bankasi soyuldu!..


        


        

Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı

*akmayan gözyaşLaRımı annemin gözLeRinde siL baba*

1/1/2008
Kategori: hayata daiR

Gözlerin yolda kaldı, hiç gelmeyecek sandın beni biliyorum… Ama geldim işte aç kollarını baba… Küçük ellerinle sar beni, kocaman nefesinle mis kokumu çek içine, hiç bırakma…

Ağla şimdi hadi, sevinçten aksın gözyaşların, yaralı kalbine bas beni… Dokun bana dünya gibi yalan olmayalım sev beni doyasıya… Gözlerinin içine yerleştir gözlerimi, bebek gözlerimle bak hayata… Ellerimi al, kaybolsun ellerinde, nefesimi hisset, bak yüreğim senin için atıyor baba…

Düşleme artık, hayal etme, bak geldim işte… Masmavi gökyüzünün çevrelediği ak bulutların arasından sızan güneş ışınları gibi gözlerim… Tatlı rüzgarların yarattığı dalgaların kokusunda beni çek her nefeste içine…

Akmayan gözyaşlarımı annemin gözlerinden sil baba…Tüm acılarımı o aldı kıyamadı bana… Biliyorum hep annemi bekledin sen ama ben senin canından bir parçayım, yüreğindeki sevginin özüyüm baba…

Konuşmasam da anla… Yanan yüreğine bir yudum su, her adımda kuşların söylediği şarkılar gibi duy beni… Gri olmasın, benimle bir renk cümbüşüne dönüşsün hayat… Gözlerini gözlerimden ayırma güzel sesinle bana masallar anlat baba… Gözlerini gözlerimden ayırma baba ne olur… Ellerini ellerimden ayırma, rüyalar bitti artık gerçeklere uyan ne olur…

Alevlerin ortasında değilsin sen alevler senin içinde canım babam… Herkes bilirdi beni nasıl istediğini, nasıl beklediğini… Hadi durma, hasretleri bitir özlemleri dindir benim gül kokumda…

Anlat bana özlemini, ben de seni özledim baba…

Önce düşlerinde, sonra sözlerinde… İşte şimdi minik elim ellerinde yüreğinde yaşat beni baba…

Artık bensiz sabahlara uyanmak yok babacığım… Geceleri ansızın uyanmak var benim sesimden… Tatlı gülücüklerimde dinlenmek var… Hayata tutunmak koynunda uyurken… Bir balonda özgürlüğü yaşamak…

Hayata teslim oldum işte canım hiç acımadı baba… Annem nefesini tuttu ve bir su gibi geldim yangınlarına… Hadi beni kucağına aldığında güzel sözler fısılda kulağıma, dünyayı tozpembe görmemi sağla…
Geceler aydınlansın, gök delinsin… Bırak yağsın yağmurlar… sarılalım birbirimize, hayat seninle çok güzel ama ne olur annemi de çağır baba…

Benim için yaşa… Küçük ellerinle parmaklarıma dokun hadi… Şiirler yaz bana… Tıpkı doğumuma kadar annemin karnına dokunduğun gibi, sonbaharda kuru yapraklara dokunur gibi dokun yanaklarıma… Yağmur suyu içir bana annem kokuyor baba…

Tıpkı anneme yaptığın gibi yıldızlara kurduğun salıncakta beni salla… Avuçlarını öptüğün kızın şifa olsun karanlıklarına…

Tatlı dilim henüz konuşamıyor ama yüreğimle anlatıyorum babacığım seni ve annemi çok seviyorum…
Seviyorum…. Sadece çok seviyorum baba…

Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı

>>boş sayfaLaRım<<

1/1/2008
Kategori: hayata daiR

                                                    

 

 

Kalın bir kitap oluşturdum geçmişimden,
dışına bir kapak gerekti ve rengi önemliydi.

Beyaz mı olmalıydı?
Ya kırmızı,
derken kararımı verdim.

Siyah olacaktı, siyah ve kalın kapaklı bir kitap.
“Neden siyah?” diye sordu gözyaşım.

Cevabım hazırdı;

“Çok eskidendi, umutlarım dağılmadan önce havaya, yeşermeye çalışan tohumlarım vardı gelincik bahçelerinde,
büyümesine, açmasına izin vermeden soldurdular.
Toprağını ise savurdular havaya, belki yeniden filiz verir diye çiçeklerim”.

İnsanlar böyle acımasızdı işte, önce sadakat bağı kurarmış gibi yapıp, sonra yıkarlar tüm bağlarını.
Ellerini tam uzattığını sanırken hatta uzatmışken onlar çekiverir ansızın,nedeni bilinmez bu kaçışın.

Gün geldi su içmek istedim eski, yosun tutmuş, yıllara meydan okumuş bir çeşmeden, bir el uzandı ve bir bardak ardından;

“Buradan iç” dedi.

Çeşmeden kana kana su içmek varken, bir bardağa sığacak kadar azdı bana ikram etmek istediği su, bilemedi.
Nezaketti oysa yapmaya çalıştığı, ben yanlış anladım karşımdakini, haykırdım;
“Bir bardak su bumudur bana layık gördüğün?”
Cevabını alamadan uzaklaştım oradan, biliyordum geride kırılan bir kalp bırakmıştım.

Sonra bir ekmeğe uzandı elim, sımsıcak, fırından yeni çıkmış, alıp kopardım. Sıcakken ekmek ne güzel kokardı.
Biri geldi;
“Benimle ekmeğini paylaşır mısın,bende açım” dedi.
Hepsini verdim, bir dilim ekmekle doymasını bilirdim ben. Karnı doyduktan sonra yüzüme baktı, derin, manasız. Boştu bakışları, dudaklarını büzüştürdü;
"Biraz sıcaktı ekmek, birazdan kesin karnım ağrır".
Sinirlendim yüzüne tokatı atmamak için kendimi zor tuttum.

Ardından başkası, diğerlerinden farklıydı, benden sevgi dilendi. En değerli varlığımdı sevgim, ona nasıl verirdim. Acaba layık olabilecek miydi?
Sevgi istedi,
sevgi,
bir bardak su ile susuzluğu giderebilecek, bir dilim ekmekle karnı doyurabilecek en büyük değerdi sevgi.
Benden sevgimi istedi, ben ise beraberinde aşk, sadakat,kocaman bir kalp verdim.
Onu kalbime kilitleyip, anahtarını attım uçurumdan aşağıya, bir daha bulmam mümkün olmasın diye.
İlk sevgi, ilk aşk, ilk göz ağrısıydı bende.
Zaman sonra yüzüme baktı, gülümsedi;
"Sevgin yetiyor ama..."

Amasını dinlemedim söylediğinin.
Sevgide ama olmazdı, yüzüne kapadım açtığım tüm kapıları.

Sana bakan bir çift güzel göze değiyor gözlerin, sonra elleri ellerine.
Aldığın nefesten bile değerli olduğunu sanırken, sevgi cümlesinin sonunda kocaman bir “ama” kelimesini söyleyebilecek kadar cesareti bulabiliyor kendinde.

Yıllar geçti, aynadan baktığımda kendimi görmem gerekirken yaşadıklarımı gördüm.
Hep bir yerlerde yanlış yaptım diye düşündüm evet yanlışı ben yapmıştım.
İnsanın hatalarını anlaması için neden saçlarına aklar düşmesi, ellerinin üzerinde çizgiler belirmesi gerek hala anlamadım.

Bu yüzden kara kaplı bir kitap, içinde boş sayfalar, yazamadım.
Düşündüm, gözlerimi gece nemine sakladım,
ağladım, fakat bir kelime dahi yazamadım.
Kara kaplı bir kitaba sadece boş sayfalar yakışırdı.

 

 

Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı

>>>gökkuşağı<<<

1/1/2008
Kategori: hayata daiR

GÖKKUŞAĞI



Dünyanın bütün renkleri bir gün bir araya toplanmışlar ve hangi rengin en önemli en özel olduğunu tartışmaya başlamışlar:

YEŞİL
demiş ki:

"Elbette en önemli renk benim..ben hayatın ve umudun rengiyim..çimenler,ağaçlar,yapraklar için seçilmişim..Şöyle bir yeryüzüne bakın, her taraf benim rengimle kaplı…"

MAVİ hemen atılmış:

"Sen sadece yeryüzünün rengisin..ya ben? Ben hem gökyüzünün hem denizin rengiyim. Gökyüzünün mavisi insanlara huzur verir, ve huzur olmadan siz hiçbir işe yaramazsınız"

SARI söz almış:

"Siz dalga mı geçiyorsunuz? Ben bu dünyaya sıcaklık veren rengim..güneşin rengiyim.. ben olmazsam soğuktan donarsınız hepiniz"

TURUNCU onun sözünü kesmiş:

"Ya ben?? Ben sağlık ve direncin rengiyim…insan yaşamı için gerekli vitaminler hep benim rengimde
bulunur..portakalı, havucu düşünün.. ben pek ortalarda görünen bir renk olmayabilirim ama güneş doğarken ve batarken gökyüzüne o güzel rengi veren de benim unutmayın"

KIRMIZI
daha fazla dayanamamış:

"Ben hepinizden üstünüm!!! Ben kan rengiyim!! Kan olmadan hayat olur mu!! Ben tehlike ve cesaretin
rengiyim!!! Savaşın ve ateşin rengiyim!! Aşkın ve tutkunun rengiyim!!!Bensiz bu dünya bomboş olurdu!!!"

MOR ayağa kalkmış:

"Hepinizden üstün benim.. ben asalet ve gücün rengiyim. Bütün krallar, liderler beni seçmişlerdir.. ben otorite ve bilgeliğin rengiyim, insanlar beni sorgulamaz.. dinler ve itaat ederler"

ve bütün renkler hep bir ağızdan kavgaya tutuşmuşlar… her biri diğerini itip kakıyor "en büyük benim" diyormuş… derken.. bir anda şimşekler çakmış ve yağmur damlacıkları gökten düşmeye başlamış… bütün renkler neye uğradıklarını şaşırmış, korkuyla birbirlerine sarılmışlar..

ve YAĞMUR’un sesi duyulmuş…

"Sizi aptal renkler..bu kavganızın anlamı ne, bu üstünlük çabanız neden? Siz bilmiyor musunuz ki her biriniz farklı bir görev için yaratıldınız, birbirinizden farklısınız ve her biriniz kendinize özelsiniz… Şimdi el ele tutuşun ve bana gelin"

Renkler bunun üzerine kendilerinden çok utanmışlar.. el ele tutuşup birlikte gökyüzüne havalanmışlar ve bir yay seklini almışlar..

Yağmur onlara "bundan böyle…" demiş.."her yağmur yadığında siz birleşip bir renk cümbüşü halinde gökyüzünden yeryüzüne uzanacaksınız ve insanlar sizi gördükçe huzur duyacaklar, güç bulacaklar..insanlara yarınlar için umut olacaksınız…..gökyüzünü bir kuşak gibi saracaksınız ve size
G Ö K K U Ş A Ğ I diyecekler.. anlaştık mı?"

Bu yüzden ne zaman dünyamız yağmurla yıkansa, ardından gökyüzünde

G Ö K K U Ş A Ğ I belirir..

Alıntı..

...nurevrim.blogcu.com dan alıntıdır...nurevrim.blogcu.com da benim blogum....

Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı